Doğal taşların o gizemli ve cap canlı dünyasına adım atarken, onları sadece bir süs eşyası ya da dünyevi, sıradan bir bilgi kırıntısı olarak görmemek lazım dostlar. "Neden bu taşları bu kadar uzun, bu kadar derinlemesine anlatıyorsun?" diye soruyorsunuz ya... Çünkü her taşın milyonlarca yıllık bir ruhu, yaşanmışlığı ve anlatılmayı bekleyen kadim bir hikayesi var! Siz o taşın hikayesini, toprağın altındaki o muazzam yolculuğunu bildiğiniz an, onun enerjisi sizin kendi yaşam hikayenizle birleşir, bütünleşir. Unutmayın ki bir taşın herkeste uyandıracağı frekans, getireceği şifa ve yaşatacağı deneyim tamamen kişiye özeldir, değişiklik gösterir. İşte bu yüzden, o ruhsal köprüyü kurabilmeniz için hikayeyi en derinden bilmeniz gerekir.
Kadim çam ormanlarının milyonlarca yıl boyunca sinesinde biriktirdiği o altın sarısı gözyaşlarının, zamanın eliyle donarak sıcacık bir güneşe dönüştüğü o tarih öncesi çağlara doğru bir adım atalım şimdi... Karşınızda öyle sıradan, soğuk bir dağ minerali durmuyor; yeryüzünün o en canlı, en şefkatli nefesini ve kadim toprak ana hafızasını bünyesinde saklayan, taşlar aleminin o içi kıpır kıpır, en organik mucizesi var: Kehribar, yani zamanın donmuş altın ışığı!
Tarih kitaplarını ve o eski tıp levhalarını karıştırdığımızda, Kehribar'ın adeta her derde deva bir iksir gibi parladığını görürüz sevgili taş sever hesperisa :) Antik çağlarda Romalılar ve Yunanlar, bu sapsarı, ışıl ışıl reçineye "güneşin elektronu" derlerdi. Öyle ki, hırçın Roma arenalarında gladyatörler ve asilzadeler, kendilerini kazalardan, nazardan ve uğursuzluklardan korusun diye yanlarında mutlaka bir parça Kehribar taşırlardı. Kadim Doğu tıbbında ise İbn-i Sîna gibi usta hekimler, Kehribar’ı reçetelerinin baş köşesine koymuş; onu mideyi kuvvetlendiren, ruhun o kasvetini ve melankolisini şak diye dağıtan kutsal bir şifa kaynağı olarak nitelendirmişlerdir.
Peki bu sıcacık, güneş renkli mucize auranıza temas ettiğinde ruhunuzda nasıl bir devrim yaratır? O, kristaller aleminin en tavizsiz "Negatif Enerji Dönüştürücüsü ve Neşe" şifacısıdır dostlar! Eğer şu aralar üzerinizde bir atalet, geçmeyen bir yorgunluk ve "içimdeki o neşeli çocuk nereye gitti" dediğiniz bir umutsuzluk varsa... Kehribar o kasveti tıpkı bir güneş gibi eritir. İçinizdeki o aşırı duyarlılığı, korkuları ve geçmişten kalan o ağır travma tortularını sakinleştirir. Teninize değdiği an bedendeki o statik, birikmiş elektriği çeker; ruhunuza muazzam bir yaşama sevinci, özgüven ve sarsılmaz bir dinginlik üfler.
Fiziksel bedende ise kelimenin tam anlamıyla bir doğal ağrı kesicidir. Tıpkı o kadim hekimlerin yazdığı gibi, tene değdiğinde vücut ısısıyla birlikte içindeki o şifalı "süksinit asidi" salgılar. Bebeklerin o sancılı diş çıkarma dönemlerinden tutun da yetişkinlerdeki o geçmeyen migren ağrılarına, eklem ve romatizma sızılarına kadar tam bir şifa kalkanıdır. Tiroit bezlerini ve guatr rahatsızlıklarını şifasıyla dengeler, bağışıklık sistemini baştan aşağıya kuvvetlendirir.
Ve bakın Rabbimin o kusursuz nizamı, Kehribar'ın bu enerjisiyle bizi Kur'an-ı Kerim'de doğrudan nereye, hangi muazzam şifa ve arı duru nura götürüyor... Doğrudan o sırlar kitabının 88. Suresi'ne, yani Ğâşiye Suresi'nin 8. Ayeti'ne! Ne der o ayette?
"O gün birtakım yüzler vardır ki, taptazedir, nimetle parıldamaktadır!"
İşte tüylerin ürperdiği, o sıcacık nurun ruhu sardığı yer tam da burasıdır canlar! Kehribar o güçlü frekansıyla teninize değdiğinde, kalbinize tam olarak bu ayetin o taptaze, parıldayan enerjisini üfler. Ruhunuzun üzerindeki o solmuş, kararmış, yorulmuş kasveti alır; yerine o nimetle ışıldayan, taptaze yüzlerin neşesini ve canlılığını getirir. Sizi o hayatın darlığından çıkarıp, içsel bir bolluğa ve parıltıya hizalar.
Ben biraz tarih biraz mitoloji biraz kuran bilgisi anlatmayı seviyorum ama bu kadar uzun okumak istemeyenler için aşağıya bir şifa rehberi bırakıyorum taşın ne işe yaradığını hızlıca orada da görebivirsiniz :)
Minik Şifa Rehberi
Bu sıcak ve asil taşın gündelik hayatınızda doğrudan iyi geldiği şifa noktaları:
Doğal Ağrı Kesici ve Diş Sancıları: Tene temas ettiğinde salgıladığı süksinit asit sayesinde ağrıları hafifletir. Bebeklerin diş çıkarma dönemlerindeki huysuzluğu ve yetişkinlerdeki migren/eklem ağrılarını yatıştırır.
Tiroit ve Guatr Dengesi: Boğaz bölgesine yakın kullanıldığında tiroit bezlerinin düzenli çalışmasına yardımcı olur, guatr rahatsızlıklarında destekleyicidir.
Bağışıklık ve Enerji Deposu: Vücuttaki o birikmiş statik elektriği ve negatif enerjiyi emerek bağışıklık sistemini güçlendirir. Kronik yorgunluğa karşı harika bir kalkan oluşturur.
Sindirim ve Mide Şifası: İbn-i Sîna reçetelerinde de geçtiği gibi, özellikle Solar Pleksus (mide) çakrasını dengeleyerek hazımsızlığa, mide ağrılarına ve strese bağlı kasılmalara iyi gelir.
Depresyon ve Kasvet Dağıtıcı: Ruhun üzerindeki o karanlık, melankolik havayı dağıtır. Kişiye yaşama sevinci, neşe ve özgüven aşılar.
Alerji ve Solunum Yolları: Astım, bronşit ve soğuk algınlığı gibi solunum yolu rahatsızlıklarında göğüs bölgesini ısıtarak rahatlama sağlar.